yabancı diziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı diziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

İzlediğim en iyi 5 fantastik dizi


Parçalı bulutlu bir perşembe sabahından hepinize merhaba,
Uzun süredir ciddi bir yabancı dizi izleyicisi olarak ve hemen hemen tüm dizilere ucundan, kıyısından bulaşmış bir takipçi bugün sizlere tamamen benim görüşlerimi kapsayan bir post hazırlamak istedim. Fantastik diziler hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere ışık tutacağı düşüncesi ile izlediğim fantastik diziler arasında en sevdiklerimi listeledim. Daha öncede söylediğim gibi bu liste tamamen benim keyfime, gönlüme hitap eden dizilerin listesidir, benim görüşlerimden oluşmaktadır. Bu kadar ön bilgi yeterliyse listeye geçmeden önce neden bazı popüler fantastik dizilerin ilk 5 içinde olamadığından bahsetmek istiyorum.  Komik ve saçma ötesi finali ile biz izleyicilerin hayal kırıklığı olan True Blood benim listemde olmaktan çok çok uzakta, The 100 için tam bir fantastik dizi diyemiyorum daha çok bilim kurgu olabilir. O nedenle çok ciddi yaralardan berelerden 1-2 günde iyileşmelerini saçma buluyorum. Sizin anlayacağınız The 100 benim listemde olmayacak.( Tekrar ediyorum eğer vampirli, kurt adamlı bir dizi olsaydı karakterlerin şak diye iyileşmesine vampir miti der geçerdim ama The 100 için bunu söyleyemeyeceğim.) Hadi benim ilk 5'imi inceleyelim mi?

1- Once Upon A Time
Kendileri kurgusu ile beni benden alan dizidir. Pamuk Prenses, Pinokyo, Peter Pan ve daha nice ayrı masal kahramanlarının yollarının sürekli kesiştiği dizinin senaryosunda müthiş bir yaratıcılık hakim. İzlerken vay be diyebileceğiniz olaylar masalların bilmediğimiz yönleri olabileceğini vurgulamak istemiş.

2-The Vampire Diaries 
Konusunu vampirlerden alan dizileri her zaman sevmişimdir. Bu dizimizde en sevilen vampir dizilerinden biri. Oyuncuları ve karakterleri ile ciddi bir hayran kitlesine sahip dizide, aşk, dostluk ve aile bağları bilinen vampir mitleri ile harman olmuş durumda.

3-The Originals
Vampir dizilerinden başlamışken The Originals dizisinden bahsetmemek asla olmaz. The Vampire Diaries'in spin-off'u olan The Originals için boynuz kulağı çoktan geçti bile diyebilirim. The Vampire Diaries'in kökenlerine zoom yapan dizi özellikle Klaus hayranlarının çoktan gözdesi oldu bile.

4-Game of Thrones
Yazıyı okurken çoğunuz Game of Thrones neden ilk 3'te değil diye sormuştur. Hemen cevaplayayım; Game of Thrones tarihi bir dizi olduğu için benden az da olsa puan kaybediyor. Taht oyunları ve bu uğurda yapılan mücadeleler beni fazla içine çekemiuyor ama hakkını yemek istemiyorum kurgu, sahneler, oyunculuk ve mekanlar 5 yıldızı hakediyor.

5-Salem
Eğer cadılar ilginizi çekiyorsa ve 17. yüzyılda kurulan cadı mahkemelerinde yaşanmış olan gerçek olayları merak ediyorsanız bu dizi tam size göre. Alışılagelmiş olan sevimli cadılardan, hepimizin hayal ettiği zararsız sihirlerden çok uzak olan kurgusu ile nefes kesici bu diziyi henüz izlemediyseniz asla kaçırmayın.

25 Şubat 2015 Çarşamba

Continuum Konusu


''Geleceği kurtarmak için ne kadar ileri gidebilirsin?''  sorusunu düşündüren ve izleyicilerin aklını devamlı uyanık tutacak harika bir bilim kurgu dizisini daha paylaşmak istiyorum. Continuum dizisine baktığımızda aslında sadece bilim kurgu kategorisine dahil etmemek gerekiyor. Continuum dizisi aynı zamanda polisiye- suç-gizem kategorilerinde rahatça kendisine yer bulabilir.
2077 yılının gelişmiş şartlarında, teknolojinin her nimetinden faydalanan bir kadın polis olan Kiera Cameron’un ana karakter olduğu dizide heyecan hiç bitmiyor. İdam edilmek üzereyken 2012 yılına kaçmayı başaran bir grup terörist ile geçmişe yolculuk yapan  Kiera Cameron’un hem teröristlerle mücadelesine hem de evine dönme çabalarına şahit olacaksınız.

Genç teknoloji dehası Alec Sadler'ın  yardımıyla suçlularla ilgili soruşturmasını hızlandırmak için yerel polis kimliğine bürünen Kiera, yeni iş ortağı dedektif Carlos Fonnegra  ile birlikte çalışacak.  

5 Şubat 2015 Perşembe

En yakışıklı vampirler

Vampirlerden korkan kadınlar artık tarihte kaldı. Peş peşe yayınlanan vampir dizilerinin, vampir karakterleri bambaşka bir kalıba koymalarından sonra genç kızlar vampir hayalleri kurar oldular. The Vampire Diaries, The Originals, True Blood, Dracula derken iyi kalpli ve korumacı vampirler kalbimizi kazanmayı başardılar. Geçmişin ürkütücü vampirleri, günümüzün yakışıklı kahramanları oldular. Ben de sizler için en yakışıklı vampirler listesi hazırladım.

Damon Salvatore (Ian Somerhalder)


The Vampire Diaries’in yakışıklısı Damon Salvatore, benim liste başım. Karizmatik ve yakışıklı karakter aynı zamanda müthiş bir sahiplenme duygusu ve romantizme sahip.

Klaus Mikaelson (Joseph Morgan)


The Vampire Diaries’in ardından dizinin spin-off’u The Originals ile hayranları ile buluşmaya devam eden Klaus Mikaelson, yakışıklı ve karizmatik vampirler listesinde olmazsa olmazdı. Gerçi kendisinde yakışıklılıktan çok bir karizma yayılıyor. Güçlü ama aynı zamanda pek çok acı altında ezilerek olgunlaşmış olan vampirimizi aslında yeniden Caroline ile görmek hoş olurdu.

Elijah Mikaelson (Daniel Gillies)


Mikaelson erkekleri listede hakimiyetlerini kurmuşlar gibi görünüyor. Elijah Mikaelson, özellikle centilmen ve sözünün eri tavırlarla herkesin saygısını kazanan yakışıklılardan. Tam bir salon beyefendisi olarak nitelendirilebilecek Elijah Mikaelson, asla kimseyi yarı yolda bırakmayacak biri.

Eric Northman (Alexander Skarsgård )


True Blood dizisinin Viking vampiri Eric Northman, özellikle rol aldığı cesur sahneler ile yürek hoplattı.

Stefan Salvatore (Paul Wesley)


Yakışıklı vampir demişken The Vampire Diaries dizisinin yakışıklılarından biir olan Stefan karakterinden bahsetmemek olmazdı. Gerçi Salvatore kardeşlerinin küçüğü Stefan, benim listeme son anda girdi ama biliyorum ki pek çok dizi takipçisinin hayran olduğu bir isim.



3 Şubat 2015 Salı

En iyi 3 yabancı dizi sitesi


Dizi tutkunlarının, özellikle yabancı dizi izleyicilerinin uzun zamandır en büyük sıkıntısı kapatılan dizimag’in ardından dizi izleyebilecekleri site sıkıntısı yaşamaları oldu. Yeni dizileri takip etmemize olanak tanıyan, dizi takvimini önümüze seren, çevirisi özenli hazırlanmış dizilerden oluşan geniş arşive sahip dizi siteleri bulmak gerçekten güç. Tüm bunların içine hızlı olmayı da dahil etmek gerekiyor elbette. Sevdiğimiz dizileri günün erken saatlerinde Türkçe çevirisi yapılmış olarak görmenin keyfine paha biçilemez. Ben de sizler için en sevdiğim yabancı dizi sitelerinin ilk 3 sıralamasını yaptım kendimce. Eklemek istedikleriniz varsa yorumlarda bekliyorum.



Yeni olmasına rağmen oldukça hızlı ve keyifli bir site



Dizimag tadını yaşatan ve dizileri gününde hazırlayan bir site.



Dizi yelpazesi en geniş sitelerden biridir. Yerli ve yabancı pek çok dizi bünyesinde bulunur. Bu kadar özelliğine rağmen neden 3. Sırada diye soracaksınız. Benim takip ettiğim birkaç dizide biraz yavaş olduğunu farketmem bu sitenin sıralamasını etkiledi.


1 Şubat 2015 Pazar

Criminal Minds’a yeni bir spin-off geliyor


2011 yılında Criminal Minds’a bir spin-off getiren CBS kanalı, Criminal Minds: Suspect Behavior  isimli yapımı 13 bölümün ardından iptal etmişti. Aradan geçen dört yılın sonunda yeni bir spin-off hazırlıklarının başladığını açıklayan kanal, Gary Sinise'ın yer alacağı dizinin, kadın başrolünün Anna Gunn olduğunu duyurdu. İsmi henüz açıklanmayan dizide Breaking Bad adlı dizideki Skyler White rolüyle tanıdığımız Anna Gunn, FBI'ın önemli bir parçası olan, uluslararası hukuk uzmanı ve dilbilimci Ally Lambert karakterini, Gary Sinise ise 20 yıldan fazladır FBI için çalışan ve Davranış Analizi Ünitesi'nden sorumlu olan Jack Garrett karakterini canlandıracak.
Çekimleri Şubat ayında başlayacak dizinin, sonbahar aylarında ekranlara gelmesi bekleniyor.

3 Ocak 2015 Cumartesi

Dizi Önerisi: The 4400 konusu


Bilim kurgu dizilerinden hoşlanıyorsanız, farklı kurgular arayışındaysanız tam size göre bir dizi önerim var. The 4400 konusuyla dikkatimi çeken yapımlardan biri oldu ve hemen sizlerle paylaşmak istedim. Dizi aslında 4. sezonu ile sona ermiş durumda ama bu durumu avantaja çevirmek bizim elimizde. Yabancı dizi takipçilerinin en sevdiği şey izlenen diziye ait birikmiş bölümlerin olmasıdır. Böylece bir sonraki bölümü beklemek gerekmeden dizi keyfi yapabiliriz. Toplamda 43 bölümü olan The 4400, sürükleyici konusu ile emrinizde :) Tom Baldwin rolünde Joel Gretsch  ve  Diana Skouris rolünde Jacqueline McKenzie oyunculukları ile göz dolduruyor. 

The 4400 konusu:

1938 yılından başlayarak dünyanın farklı bölgelerinden tam 4400 kişi kaybolmuştur. Pilot bölümde bu 4400 kişi beklenmedik bir şekilde geri döner. Kayıp oldukları süreye dair bir şey hatırlamadıkları gibi, bu süre zarfında hiç yaşlanmamışlardır da. Ayrıca hepsinin farklı farklı doğaüstü güçleri vardır. Bu 4400 kişinin emniyeti için NTAC (National Threat Assessment Center/Ulusal Tehdit Değerlendirme Merkezi) adlı kuruluş görevlendirilir. Bu kuruluşun çalışanlarından Tom Baldwin ve Diana Skouris gibileri, 4400'lerden bazılarıyla yakınlaşırlar.


Zamanla 4400'ler arasında kendilerine Nova Grubu adını veren ayrılıkçı bir grup oluşur. Bu grup 4400'lerin diğer insanlardan üstün olduğunu düşünmekte ve bu düşünce doğrultusunda terörist sayılabilecek eylemlerde bulunmaktadırlar.

29 Aralık 2014 Pazartesi

The Good Wife dizi konusu


Oyuncuların sergilediği performanslarla dikkat çeken The Good Wife, uzun soluklu bir dizi olmasına rağmen, izleyicisini kaybetmeyen etkileyici bir drama dizisidir. Senaryosunda yaşanan ani değişikliklerle şaşırtan dizinin başrolündeki Julianna Margulies, 2014 yılında drama dalında en iyi kadın oyuncu  Emmy ödülünü de aldı. Ekranların en kaliteli dramalarından biri olan The Good Wife dizi seçkin bir politikacının karısıyken aldatılan Alicia Florrick’in yaşadıklarını konu alıyor.  Kocası Peter Florrick’in başka bir kadınla, kamuya açık yerde seks yapması ve hapse düşmesi üzerine Alicia, en son 13 yıl önce girdiği mahkeme kapısından tekrar içeri adım atmaya karar veriyor. Bir zamanlar sınıf birincisiyken, evi ve ailesi için vazgeçtiği mesleğine geri dönüyor. Eski sınıf arkadaşı Will Gardner’ın Chicago’daki prestijli hukuk firmasında işe başlayan Alicia, kariyerini yeniden inşa etmek için zorlu yolları aşmak zorunda kalıyor.  

12 Ekim 2014 Pazar

The Walking Dead “No Sanctuary” ile merhaba dedi


Ekranların en sürükleyici yabancı dizisi The Walking Dead uzun bir aradan sonra nihayet 5. Sezonu ile bizlerle. 5. Sezonun “No Sanctuary” adlı ilk bölümü 12 Ekim günü yayınlanan ve ülkemizde bugün yani 13 Ekim Pazartesi günü izleyebileceğimiz The Walking Dead, fragmanlarıyla bile bizleri heyecana sürüklemeyi başardı. Ölüp ölüp dirileceğimiz nefes kesen bir yeni bir sezon daha bizleri bekliyor. Geçtiğimiz sezonda dizinin ara bölümleri açıkçası beni pek mutlu etmemişti. Grup üyeleri dağılana kadar her şey oldukça merak uyandırıcı ve heyecan verici olsa da sonlara doğru grup üyelerinin dağılması dizinin canlılığını sekteye uğratmıştı. Ancak dizinin son bölümünde Terminus'u keşfeden ve orada buluşan grubumuzun Terminus'un sandıkları gibi bir yer olmadıklarını anlamaları çok uzun sürmemişti. The Walking Dead’in son sahnesinde  Rick'in 'yanlış insanlara çattılar!' sözü hepimizi meraka sürüklemişti. Dizinin tanıtım videolarından da anlaşılan o ki yeni sezonda da bizi yine sürükleyici bir maceranın beklediğini söylemek yanlış olmaz. Sizleri tüm dünyada sevilerek takip edilen The Walking Dead dizisinin 5. sezon fragmanı ile başbaşa bırakıyorum.


Bu da çalan şarkıyı merak edenlere gelsin





8 Ekim 2014 Çarşamba

Z Nation’dan The Walking Dead çıkarsa!


Günümüzün iyi zombi dizisi olan The Walking Dead’in 5. Sezonunun başlamasına sayılı günler kala zombi dizisi tutkunları için başka bir alternatif daha ekranlarda boy göstermeye başladı. Yabancı dizilerde yaşanan zombi akımına yeni eklenen Z Nation’ın şimdiye kadar 4 bölümü oynadı ve ilk bölümünden itibaren fenomen dizi The Walking Dead ile kıyaslanmaya başlandı. Zombi dizilerini kaçırmayan biri olarak Z Nation ‘un fazlasıyla taklit koktuğunu söyleyenlerin arasında bulunduğumu bilmenizi isterim. Zombi dizilerini yakından takip edenler Z Nation'ın The Walking Dead'e benzerliğini zaten hemen farkedebilirler.  Zombi virüsünün dünyayı sarmasını ve geride sağlam kalan bir grubun bu virüse karşı bağışıklık kazanmış birini sağ salim laboratuvara götürme çabalarını konu alan Z Nation’ın The Walking Dead ile benzerliklerini detaylıca inceleyelim

·         *Her iki dizinin de temelinde dünyayı kasıp kavuran zombi istilasına karşı hayatta kalan bir grup insanın yaşam mücadelesi bulunuyor.

·         *Z Nation’un karakterlerinin New York’tan Kalifornia’ya, The Walking Dead’in karakterlerinin ise Atlanta’dan Washington’a gitmek için ciddi çabaları var.

·        * Her iki dizinin başrol oyuncuları da hem görünüm hem karakter olarak birbirleirni andırıyorlar. Mesela her ikisi de sakallı ve her ikisi de yanlış kararlar alabilecek kadar merhametli ve insanlıklarını kaybetmemiş durumdalar. Lider olmalarına rağmen duygusal hareket etmekte ustalar.

·         *Her iki dizide de zombiye dönüşmüş çocuklar ve bebekler kullanılarak daha vurucu etki yaratılıyor.

·         *Her iki dizide de farklı insan gruplarının birbirleri ile savaşlarına tanık oluyoruz.

Gelelim farklılıklara;

·       *  Z Nation’da vatandaş Z ciddi anlamda fark yaratacağa benziyor. Tüm dünyayı uydu aracılığı ile kontrol eden vatandaş Z, ilerleyen bölümlerde daha etkin olacak gibi. Vatandaş Z, dizinin olası gerilimine sevimlilik katacak.

·        * Z Nation’un zombileri The Walking Dead zombilerine göre daha saldırgan ve çok ama çok daha hızlılar. Hızlı zombileri sevmeyen biri olarak bu konu benim için eksi sayılır.

·          

29 Eylül 2014 Pazartesi

The Originals’da Elena sürprizi


Tam bir fantastik dizi tutkunu olarak, The Vampire Diaries, The Originals ve bunun gibi dizileri asla kaçırmadan takip eden biriyim. The Vampire Diaries karakterlerinden Elena'yı ve kararlarını çok onaylamasam bile bu haber beni heyecanlandırdı. The Vampire Diaries’in Elena’sı Nina Dobrev, The Originals’a konuk oluyor. The Vampire Diaries dizisinde tüm sezonlar boyunca üç farklı karakterde gördüğümüz Nina Dobrev, yeni bir görsel ikizle daha karşımızda olacak. Ancak  güzel yıldızın yeni karakterini CW’nin spin-off dizisi The Originals’da göreceğiz. 2. Sezonu ile ekran macerasına devam edecek olan The Originals’i fantastik dizi takipçileri özellikle The Vampire Diaries hayranları bilirler. TVD’den aşina olduğumuz köken vampirlerin mücadelelerine yer veren The Originals’da  flashback sahnelerde gözükecek aktris, Klaus (Joseph Morgan) ve Elijah’ın (Daniel Gillies) uzun zaman önce aşık olduğu, ikilinin vampire dönüşmesinde bağlantısı olan Tatia isimli karakteri canlandıracak. Tatia’nın varlığı ile, aynı kadına aşık olmanın, Mikaelson kardeşler üzerindeki etkisini göreceğiz. Anlayacağınız Nina Dobrev yine, yeni, yeniden iki kardeş arasındaki aşk olarak dizinin 2. sezonuna ait 5. bölümünde bizlerle olacak.  

14 Temmuz 2014 Pazartesi

The Strain konusu


Bugün sizlere sıcak sıcak yeni çıkmış bir diziden bahsedeceğim. FX'in 2014 dizilerinden The Strain dram, korku ve bilim kurgu türü yapımlardan hoşlananlar için iyi bir yaz seçeneği olacak gibi. Temmuz 2014'te izleyicisi ile buluşan The Strain. bir vampir virüsü salgınını ve bu salgını araştıran bir doktoru konu ediyor. ünlü yönetmen Guillermo del Toro’nun Chuck Hogan ile birlikte kaleme aldığı aynı isimli üçlemeden uyarlanan dizi, aslında ilk olarak zaten tv dizisi olarak tasarlanmış ancak son dakika kitap olarak sunulmuş. Diziyi izleyenlerin yorumlarını bekliyorum :)

Falling Skies dizi konusu


Steven Spielberg’ün eseri, 2 Emmy adaylığı bulunan Falling Skies, 4. sezonu ile izleyicisiyle buluştu. Açık söylemek gerekirse günler geceler boyu  kesintisiz izlediğim  Falling Skies, diğer yabancı gibi o kadar uzun bir ara verdi ki diziyi neredeyse tamamen unutmuşum. Geçmiş bölümlerden izleyip hatırlamak zorunda kaldım :) Dizinin bana hissettirdikleri az da olsa The Walking Dead'i andırıyor. Aynı hayatta kalma mücadelesi, aynı dünyanın sonu dizisi. The Walking Dead dizisinden zombieleri çıkarın yerine uzaylı böcekimsi yaratıkları koyun bir de hedef olarak küçük çocukları ekleyin. Oldu size Falling Skies. Neyse izlenebilir bir dizi 
olduğunu kesinlikle söylemeliyim. Dünyanın sonunu getiren dizileri seviyorsanız sizin için zaman kaybı olmayacaktır. Falling Skies, Dünya’yı savunmasız bırakan uzaylı işgalinin ardından bir grup insanın hayatta kalma ve direnme çabalarını konu alıyor.

The Walking Dead (Yürüyen Ölüler) konusu


Yerli ve yabancı dizilerin konuları hakkında bilgi vereceğimi söylemiştim. Sözümü tutma zamanıdır:) Dizi konuları ile alakalı ilk paylaşımımı elbette favorim bir diziyle yapmak istedim. The Walking Dead 4 sezonu geride bırakmış bir dizi. Henüz başlamadıysanız kesintisiz izleyebileceğiniz kadar birikmiş bölümü var. Tüm bölümleri izlemiş olan tutkunlar ise maalesef  Ekim 2014'ü beklemek zorunda.  Dram ve korku temalı yapımlardan hoşlanıyorsanız The Walking Dead tam size göre. Gelelim konusuna; Kasabanın polis şefi Rick Grimes bir gün vurularak hastaneye kaldırılır; fakat o komadayken geçen sürede bildiği yaşam altüst olmuştur. Artık dünya, insan etiyle beslenen zombilerin insafına kalacak! Tabii birazcık insani duyguları kaldıysa... Atlanta'da kaostan sonra sessizce hayatta kalmaya çalışan küçük bir grup insanınsa, birbirlerinden başka tutunacak kimseleri yok... 
Robert Kirkman'ın aynı isimli çizgi romanından uyarlama olan bu zombi hikayesinin yönetmeni ise Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) ve Yeşil Yol (The Green Mile)
 filmleri ile hafızalara kazınan Frank Darabont

19 Nisan 2014 Cumartesi

True Blood 7. Sezon- Eric’in akıbeti ne olacak?


Bu yaz son sezonu ile ekran macerasını sonlandıracak True Blood’un çekimleri aralıksız devam ediyor. True Blood çekimleri devam ederken dizi takipçilerinin kafalarını kurcalayan en büyük soru eminim yakışıklı vampirimiz Eric Northman’a ne olduğudur. Gün ışığını görmenin coşkusuyla  gündüz vakti çıplak şekilde kutuplarda kitap okurken “alev” alan Eric yeni sezonda olmayacak mı? Endişesi yaşayanlar artık rahatlayabilirler. True Blood’ın showrunnerı Brian Buckner tarafından yapılan açıklamaya göre Eric Northman 7.Sezonun ana karakteri olmaya devam edecek. Sanıyorum ki Pam tarafından kurtarılacak olan Eric, alev aldığı sahne ile hepimizin yüreklerini ağzına getirmişti. Eric’siz bir True Blood olmaz diye düşünmekten yorulanlar eminim benim gibi mutlu olmuşlardır. Koca bir sezon boyunca Eric yerine Bill’i izlemeye tahammül edemezdim açıkçası.  

The Following - Bir katil draması


Eşimle birlikte yeni keşfettiğimiz The Following, müzikleri ile dikkat çeken bir seri katil draması. Aksiyonu bol, stratejik öğelerin öne çıktığı dizinin sanıyorum 4 gün içerisinde ilk sezonu oluşturan 15 bölümü geride bıraktık. Bugün 2. sezonuna başlayacağımız dizinin ilk sezonu zaman zaman 'Bu kadar da olur mu yaaa!' dedirtse de geriliminden ödün vermeyerek üst noktada heyecan sunuyor. Oyuncu kadrosuyla, müzikleriyle, dramatik flashbackleri ile, seri katilli yapımlara farklı bir açıdan bakmasıyla dikkat çekici olsa da ben yinede büyük beklentilere girmeyin derim. Evet dizimiz oldukça hoş vakit geçirmemizi sağlıyor ama sakın haa konusunda mantık aramayın. Seri katilimiz Joe Carrol'ın olduğu vurgulanan ancak bir türlü gözler önüne serilemeyen manipule etme yeteneği sonucunda kendi canlarından dahi vazgeçen tarikatçı katillerimiz, süper ötesi beceriksiz FBI ajanlarımız ve kalabalıkta alenen cinayet işleyip elini kolunu sallayarak mekandan ayrılan yeni yetme katilleri görmezden gelirseniz dizinin heyacanına ve akışa kendinizi bırakın derim.
"FBI Amerika Birleşik Devletleri'nde hemen hemen 300'den fazla aktif seri katil olduğunu tahmin etmektedir. Bu katiller birbirleriyle iletişim kurmak için bir yol bulurlarsa ne olur? Ya da birlikte çalışıp ülke çapında ortaklıklar kurarlarsa? Zeki bir psikopat seri katil diğerlerini bir araya getirir ve bir hayran kitlesi oluşturursa neler yaşanır?... " gibi soruların çerçevesinde gelişen The Following kadrosunda en başta Kevin Bacon var. Onun yanına James Purefoy gibi bir isim var ki izlemek keyif veriyor. Seri katil ve FBI ajanı arasında bir türlü paylaşılamayan Claire Matthews karakterini canlandıran Natalie Zea ise sevilen dizilerden hatırlanacak bir isim. Senaryo Scream,Faculty filmlerinin senaristi Kevin Williamson'a ait. Yalnız tüm bunlar beklentilerinizi üst seviyelere çekmesin. heyecan arayanlar için kaçırılmaması gereken bir dizi sadece.
Dizide ayrıca Edgar Allan Poe ismi sıkça geçiyor. Bir katilin, daha doğrusu edebiyata düşkün bir katilin sevdiği, örnek aldığı bir isim sadece. Ve bu doğrultuda bir kaç eylemi de Poe kitaplarına ithaf ediyorlar.İlk sezon  seri katil Joe Carrol'ın ailesini toparlama ve Ryan Hardy'i yıpratma sezonu olmuş bakalım 2. sezon neler yaşanacak.

Aranızda izleyenler var mı? Yorumlarınızı bekliyorum.